Mısır darbesi ve şehitler unutulmadı

Mısır darbesinin yıldönümünde anlamlı bir etkinlik düzenlendi: "Karanlığa karşı vicdanın sesi"


Mısır'da 3 Temmuz 2013'te gerçekleşen askerî darbenin yıldönümünde, darbe sürecinde hayatını kaybedenleri anmak, hak, adalet ve özgürlük mücadelesini yeniden hatırlatmak amacıyla "Karanlığa Karşı Vicdanın Sesi" programı düzenlendi.

Cunta karanlığına boyun eğmeyen direniş ruhunu ve adaletin sesini bir kez daha gündeme taşımayı amaçlayan program Fatih Sultan Mehmet Kültür Merkezi konferans salonunda gerçekleşti.

Şehit Muhammed Mursi ve dava arkadaşlarını, Rabia Meydanı'nda hayatını kaybeden Şehit Esma Biltaci başta olmak üzere fedakârlık gösteren gençleri anmak, hak ve adalet mücadelesine dair ortak hafızayı canlı tutmak amacıyla düzenlenen program ilgiyle takip edildi.

Mısır Dernekler Federasyonu (EGAU) öncülüğünde düzenlenen ve Aksa İlim ve Davet Merkezi AKMER’in destek verdiği program öncesinde, darbe sürecinde yaşananları ve hayatını kaybedenleri konu alan bir fotoğraf sergisi açıldı.

Programda, Mısır Dernekler Federasyonu Başkanı Abdullah Özcan, Uluslararası Hukukçular Birliği Genel Sekreteri Av. Hüsnü Tuna, Rabia Meydanında yaşanan katliamın tanıklarından aktivist Cihan Aql, iki oğlunu darbe karşıtı gösterilerde şehit veren Metvalli Ali Salih birer konuşma gerçekleştirdiler.

Mısır Dernekler Federasyonu Başkanı Abdullah Özcan konuşmasında, 3 Temmuz 2013 askerî darbesinin Mısır halkının iradesini hedef aldığını belirterek, darbelerin milletlerin seçme hakkını gasp eden, halkların hesap soramadığı otoriter yönetimleri dayatan yapılar olduğunu ifade etti. Şehit Cumhurbaşkanı Dr. Muhammed Mursi'nin ülkenin silah, ilaç ve gıda alanlarında bağımsızlığını sağlamaya yönelik çalışmalarının darbeyle engellendiğini söyleyen Özcan, Mısır halkının darbeye karşı milyonlar hâlinde meydanlara çıkarak iradesini savunduğunu, bu uğurda binlerce şehit verildiğini ve on binlerce kişinin hâlen cezaevlerinde bulunduğunu dile getirdi.

Abdullah Özcan, aradan geçen yıllara rağmen Mısır'ın siyasi, ekonomik ve insan hakları alanında ağır bir gerileme yaşadığını, çok partili hayatın fiilen ortadan kaldırıldığını, özgürlüklerin kısıtlandığını ve ekonominin büyük bir borç yükü altına girdiğini söyledi. Arap Baharı sürecinde bölge halklarının özgürlük ve adalet taleplerinin askerî darbelerle bastırıldığını ifade eden Özcan, buna rağmen Mısır halkının umudunu kaybetmediğini vurgulayarak, halk iradesinin yeniden hâkim olacağı, özgür ve bağımsız bir geleceğin barışçıl yollarla inşa edileceğine olan inancını dile getirdi.

Uluslararası Hukukçular Birliği Genel Sekreteri Av. Hüsnü Tuna, konuşmasında askerî darbelerin yalnızca hükümetleri devirmediğini, aynı zamanda toplumların demokratik gelişimini engelleyen kalıcı vesayet mekanizmaları oluşturduğunu söyledi. Türkiye'nin 1960, 1971, 1980 ve 28 Şubat süreçlerinde ağır darbeler yaşadığını hatırlatan Tuna, bu müdahaleler sonucunda parlamentoların feshedildiğini, siyasi özgürlüklerin kısıtlandığını, binlerce kişinin tutuklandığını ve ülkenin siyasi, toplumsal ve ekonomik açıdan büyük zarar gördüğünü ifade etti. Son darbe girişiminin ise toplumun ortak iradesiyle engellendiğini belirten Tuna, bunun Türkiye'nin geleceği açısından önemli bir dönüm noktası olduğunu vurguladı.

Konuşmasında Mısır'da 2013 yılında gerçekleştirilen askerî darbeye de değinen Tuna, Mısır halkının yaşadığı acıların Türkiye'nin darbe tecrübelerini hatırlattığını söyledi. Hüsnü Tuna, bölge halklarının, özellikle de Mısır halkının, darbelerin gölgesinden kurtularak özgür iradeleriyle geleceklerini inşa edebilecekleri, adalet ve özgürlük temelinde yeni bir toplumsal düzen kurabilecekleri temennisinde bulundu.

Programın son bölümünde, Ketebe Yayınları tarafından yayımlanan, Rachel Corrie ile Esma Biltaci'nin hayat hikâyelerini konu alan "Siz Dünyayı Affeder miydiniz?" adlı kitabının yazarı Hamza Er, bu son kitabı üzerine söyleşi gerçekleştirdi ve katılımcıların sorularını cevaplandırdı.

Cihan Aql ve Metvalli Ali Salih'in darbe sürecine ilişkin tanıklıklarını paylaşmalarının ardından kürsüye yazar Hamza Er davet edildi.

Hamza Er konuşmasında, insanlığın savaşlar, işgaller, darbeler ve hak ihlalleriyle dolu kritik bir çağdan geçtiğini belirterek, Bosna'dan Doğu Türkistan'a, Suriye'den Gazze ve Mısır'a kadar yaşanan acıların sadece belli coğrafyaların değil, bütün insanlığın ortak imtihanı olduğunu söyledi.

Tarihin her döneminde insanların, zalimlerin, sessiz kalanların ve hak, adalet ile vicdandan yana tavır alanların safında yer aldığını ifade eden Er, “önemli olan, hangi çağda yaşadığımız değil, yaşadığımız çağda nerede durduğumuz ve ne yaptığımızdır." diyerek dinleyicileri kendi duruşlarını sorgulamaya davet etti.

Konuşmasının devamında Ketebe Yayınları'ndan çıkan "Siz Dünyayı Affeder miydiniz?" adlı kitabının ortaya çıkış hikâyesini paylaşan Hamza Er, Gazze'de işgalci İsrail buldozeri tarafından ezilerek öldürülen Amerikalı aktivist Rachel Corrie ile Rabia Meydanı'nda darbeciler tarafından şehit edilen Esma Biltaci'nin hayatlarını aynı vicdan ekseninde ele aldığını anlattı.

Coğrafyaları, dilleri ve inançları farklı olsa da bu iki genç kızı aynı noktada buluşturan şeyin adalet, merhamet, fedakârlık ve vicdan olduğunu belirten Er, onları unutulmaz kılanın yaşları ya da kimlikleri değil, hayatları boyunca temsil ettikleri değerler olduğunu vurguladı.

Konuşmasını gençlere yönelik çağrıyla tamamlayan Er, çağımızda adalet, merhamet, cesaret ve vicdanı yeniden görünür kılmanın herkesin sorumluluğu olduğunu ifade etti. Rachel Corrie ve Esma Biltaci'nin hikâyelerinin yalnızca geçmişte yaşanmış iki trajedi olmadığını belirten Er, bu iki gencin hayatının insanlığı konfor alanından çıkmaya, zulüm karşısında sessiz kalmamaya ve hakikatin yanında durmaya davet eden evrensel bir vicdan çağrısı taşıdığını söyledi.

Program, Hamza Er'in okurlarıyla gerçekleştirdiği sohbet ve imza bölümüyle sona erdi.